
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Khassim Diagne’nin konutunda yaklaşık bir buçuk saat süren baş başa bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmenin ardından basın mensuplarının karşısına geçen Erhürman, toplantının tamamen iki lider arasında ve açık bir atmosferde geçtiğini söyledi.
Erhürman, görüşmede öncelikle güven yaratıcı önlemlerin hangi aşamada olduğunun ele alındığını belirtti. Küçük ilerlemelerin kaydedildiğini, gecikmeler yaşanan başlıkların da gündeme geldiğini ifade eden Erhürman, temsilcilerin düzenli toplantılarına devam etmesi yönünde ortak talimat kararı alındığını açıkladı. Gecikmelerle ilgili olarak Kıbrıslı Rum temsilcinin, Kıbrıslı Türk temsilci Mehmet Dana’a resmi bilgilendirme yapması konusunda da mutabakata varıldığını kaydetti. Yakın zamanda yeniden bir araya gelme konusunda hemfikir olduklarını ancak henüz tarih belirlenmediğini söyledi.
“Yararlı oldu ama verimli demek için somut sonuç gerekir”
Toplantının niteliğine ilişkin değerlendirmesinde Erhürman, “yararlı” ifadesini kullandı. “Verimli” kelimesini somut sonuç elde edildiğinde kullandığını belirten Erhürman, görüşmenin son derece açık ve samimi geçtiğini, bugüne kadarki görüşmeler arasında en açık ve en samimi olanlardan biri olduğunu dile getirdi.
Özlü konulara da değinildiğini belirten Erhürman, özellikle kendi dört maddelik metodolojisini daha net anlatma fırsatı bulduğunu söyledi. Crans Montana’ya kadar olan tüm yakınlaşmaların ilkesel olarak kabul edilmesi gerektiğini yineledi. Yeni bir müzakere sürecinin sıfırdan başlamasının yıllar kaybettireceğini ifade eden Erhürman, yakınlaşmaların tek tek yeniden ele alınmasının fiilen sıfırdan müzakere anlamına geleceğini söyledi. Bu yaklaşımın Türkiye ile bağlantılı bir tutum değil, kendi metodolojisinin parçası olduğunu vurguladı.
“Bu hastalık kuzeyde başka güneyde başka olmuyor”
Basın toplantısında kuş gribi kapsamında Güney Kıbrıs’ın talep ettiği 20 bin doz aşı da gündeme geldi. Talebin bir gün önce iletildiğini belirten Erhürman, Tarım Bakanı ile yapılan temas sonucu 10 bin dozun hemen, kalan 10 bin dozun ise birkaç gün içinde iletilebileceğini aktardı. Toplantının başında Hristodulidis’e olumlu yanıtı ilettiğini söyledi.
Adadaki hastalıkların iki tarafı da etkilediğini vurgulayan Erhürman, “Bu hastalık kuzeyde başka güneyde başka olmuyor” dedi. Aynı durumun narenciye ve babutsa ile ilgili konular için de geçerli olduğunu belirterek teknik komiteler aracılığıyla eşgüdüm içinde çalışılması gerektiğini ifade etti.
“Karpaz’daki çocuklar da bizim çocuklarımız”
Karpaz’daki Kıbrıslı Rum öğrencilerin eğitim gördüğü okula ilişkin tartışmalar da soruldu. Erhürman, bu ziyareti herhangi bir talep üzerine gerçekleştirmediğini, daha önce de “Karpaz’daki çocuklar da bizim çocuklarımız” dediğini hatırlattı. Yarın söz konusu okulu ziyaret edeceğini, aynı bölgede Recep Tayyip Erdoğan Ortaokulu’na da gideceğini açıkladı.
İnsan haklarında mütekabiliyet anlayışını kabul etmediğini belirten Erhürman, özellikle konu çocuklar olduğunda karşılıklılık üzerinden hareket etmeyeceğini söyledi. Limasol’daki Kıbrıslı Türk öğrencilerin eğitim koşullarını da hatırlatarak, tüm çocukların sorunlarının çözümü için çaba göstereceklerini kaydetti.
“İkinci araçlı geçiş noktasına ihtiyaç var”
Geçiş kapıları konusuna da değinen Erhürman, Lefkoşa’da ikinci bir araçlı geçiş noktasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Haspolat başlığının Ersin Tatar döneminden beri üzerinde çalışılan bir konu olduğunu belirterek, mevcut ilerlemenin heba edilmemesi gerektiğini ifade etti. Yaya geçişi için yeni bir noktaya şu an ihtiyaç olmadığını, gündemi dağıtacak yeni başlıklar yerine olgunlaşmış konuların sonuçlandırılması gerektiğini söyledi.
Karma evlilikler nedeniyle Güney’de yapılan başvurulardaki artışın da gündeme geldiğini belirten Erhürman, elindeki verileri Hristodulidis ile paylaştığını, konunun bir sonraki toplantıda yeniden ele alınacağını aktardı.
Erhürman, iki liderin görüşmelerinin Kıbrıs sorununu tek başına çözmeye yetmeyeceğini, sorunun bölgesel ve uluslararası boyutunun bulunduğunu ifade ederek, olası bir resmi müzakere masasında iki liderin yanı sıra üç garantör ülkenin de yer alacağının bilindiğini söyledi. Güney’deki Barış Konseyi tartışmalarına ilişkin ise tarafı olmadığı konularda yorum yapmayı tercih etmediğini belirtti.




