Cumhuriyet Meclisi denetim göreviyle toplandı. Genel Kurul’da söz alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, CTP milletvekilleri Ongun Talat, Ürün Solyalı ve Devrim Barçın’ın EKTAM fabrikasındaki sürece ilişkin eleştirilerine yanıt verdi. Hasipoğlu, sürecin başından itibaren atılan adımları tek tek anlattı.
“Orada çalışanların iradesi sendikalı olmak”
Hasipoğlu, konunun yaklaşık 19 gündür gündemde olduğunu, Yarmudu bölgesindeki EKTAM fabrikasında işçilerin hak mücadelesi verdiğini söyledi. İlk günden itibaren bölgeye giderek çalışanları dinlediklerini, sendika ile görüşmelere başladıklarını belirtti.
“Orada çalışanların iradesi sendikalı olmak ve bu iradeyi de bakanlığımıza beyan ettiler” diyen Hasipoğlu, Çalışma Bakanlığı’nın Emek-İş’e yetki verdiğini, o andan itibaren muhataplarının sendika olduğunu tüm açıklamalarında ifade ettiğini kaydetti. Sendikalı olmanın anayasal bir hak olduğunu vurguladı.
Ancak fabrikanın 19 gündür kapalı olduğunu ve bunun da “maddi bir vaka” olduğunu belirten Hasipoğlu, nihai hedefin işçilerin işlerine dönmesi olduğunu söyledi.
“Belki de tarihte ilk kez işveren tarafını polise şikâyet ettik”
Hasipoğlu, 5 Şubat’ta 42/96 sayılı yasa kapsamında sendikaya yetki verildiğini, ertesi gün gelen işten çıkarma ihbarları üzerine tarafları bakanlığa çağırdığını aktardı. 6 Şubat’ta yapılan ortak görüşmede çözüm yolları sunduklarını, işverenin Türkiye’deki hissedarlarla istişare edeceğini söylediğini belirtti.
İşçi tarafının toplu iş sözleşmesi sürecini başlatma talebi üzerine ertesi gün tarafları davet ettiklerini ancak işverenin gelmediğini kaydeden Hasipoğlu, uzlaştırma toplantısına da katılım olmadığını söyledi.
“Belki de tarihte ilk kez işveren tarafı bizim uzlaştırma toplantılarına gelmediği için polise şikâyette bulunduk” diyen Hasipoğlu, yasanın verdiği yetkiyi kullandıklarını ve süreci yargıya taşıdıklarını ifade etti.
Toplu işten çıkarmada ispat yükünün işverene ait olduğunu, ancak mevcut mevzuatta işe iade müessesesinin bulunmadığını belirten Hasipoğlu, işçilerin tazminat hakkının saklı olduğunu ancak esas taleplerinin işe dönmek olduğunu vurguladı.
“Emekçilerimizin hakkı benim için kırmızı çizgidir”
Fesih nedenleri arasında sendikaya üye olmanın yer alamayacağını belirten Hasipoğlu, toplu işten çıkarmada yüzde 20 eşiğine dikkat çekti. İşverenin feshi ispatlamakla yükümlü olduğunu söyledi.
İşçilerin mesai düzensizlikleri ve yüzde 15 artış gibi taleplerinin makul olduğunu ifade eden Hasipoğlu, işveren ile çalışanlar arasında “çok uzak noktalarda” olunmadığını düşündüğünü belirtti.
“Emekçilerimizin hakkı benim için kırmızı çizgidir” diyen Hasipoğlu, geçmişte Taşel Fabrikası sürecinde de işçilerin yanında olduğunu hatırlattı. Hükümetin işçi karşıtı olduğu yönündeki eleştirileri reddederek, üç kez hayat pahalılığı ve asgari ücret artışı yapıldığını, prim destekleri ve kadınlara yüzde 100 prim desteği sağlandığını anlattı.
“Bağcıyı döversek ve bağcı kalmazsa bu istek gerçekleşmez”
Hasipoğlu, bazı siyasilerin “başka iş buluruz” şeklinde açıklamalar yaptığını ancak işçilerin esas arzusunun EKTAM’a dönmek olduğunu söyledi. Fabrikanın kapalı kalmasının rekabet ve makro ekonomik boyutları da bulunduğunu belirtti.
Bakanlık olarak arabuluculuk görevini üstlendiklerini ifade eden Hasipoğlu, işçilerden sendikanın huzurunda talepleri tek tek not aldığını ve işverene ilettiğini kaydetti. İşveren tarafının iki gün ek süre istediğini, Perşembe günü saat 13.30’da yeniden görüşme yapılacağını açıkladı.
“Bağcıyı döversek ve bağcı kalmazsa bu istek gerçekleşmez” diyen Hasipoğlu, Meclis’ten siyaset değil destek beklediğini vurguladı. Amaçlarının üzüm yemek olduğunu, uzlaşı zemininin oluşturulması gerektiğini söyledi.





