Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu denetim göreviyle toplandı. Genel Kurul’da söz alan Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Ürün Solyalı, Ektam işçilerinin grevi üzerinden devletin “pozitif yükümlülük” sorumluluğunu yerine getirip getirmediğini sorguladı.
“Çalışma Bakanlığı’nın izleyici koltuğunda oturması kabul edilebilir bir durum değil”
Solyalı, özel sektörde sendikalaşmanın anayasa ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Referandum Yasası ile güvence altında olduğunu vurguladı. İLO sözleşmelerinin de iç hukukun parçası olduğunu hatırlatan Solyalı, sendikalaşma hakkının yalnızca kağıt üzerinde tanınmasının yeterli olmadığını söyledi.
Ektam işçilerinin 19 gündür sürdürdüğü direnişi “tarih yazan bir direniş” olarak nitelendiren Solyalı, Çalışma Bakanlığı’nın süreci izlemekle yetinmesini eleştirdi. Bakanlığın “biz ne yapalım, yasa belli bir yere kadar yetki veriyor” yaklaşımının kabul edilemez olduğunu belirten Solyalı, anayasanın 53. ve 54. maddelerinin sendika kurma ve grev hakkını açık şekilde güvence altına aldığını hatırlattı.
“Devletin bu gibi temel haklarda pozitif yükümlülük üstlenmesi zorunludur”
Solyalı, yürütmenin sendikalaşma hakkı söz konusu olduğunda pasif kalamayacağını belirterek devletin yalnızca hak ihlalini izleyen değil, hakkın kullanılmasını güvence altına alan bir pozisyonda olması gerektiğini söyledi.
Sendikalı çalışanların işten durdurulup durdurulmadığının tespit edilmesi gerektiğini ifade eden Solyalı, grev süresince işlerin başkasına yaptırılamayacağını, taşeron ya da yeni istihdam yoluyla grevin etkisizleştirilmesinin engellenmesi gerektiğini dile getirdi.
Toplu işten durdurmaya yönelik fesih ihbarlarının işleme konmaması gerektiğini vurgulayan Solyalı, “işten durdursunlar da işçi dava açsın” anlayışının hem anayasa hem de İLO sözleşmeleriyle bağdaşmadığını kaydetti. Devletin hızlı ve caydırıcı yaptırımlar uygulamakla yükümlü olduğunu söyledi.
“Önce statikoyu koruyacaksınız”
Solyalı, hükümetin atması gereken adımları sıraladı. Buna göre:
Grev süresince kimse işten durmuş sayılmamalı,
Yeni işçi alımı yapılmamalı,
İşler başkasına devredilmemeli,
Sendikal faaliyet nedeniyle tehdit veya baskı engellenmeli.
Solyalı, sendikal nedenle işten çıkarma varsa bunun kronolojisinin açık olduğunu ve sendika üyeliği ile toplu işten durdurma arasında net bir bağ bulunduğunu söyledi. Bu durumda devletin caydırıcı yaptırımı devreye koyması gerektiğini vurguladı.
“Siz Çalışma Bakanı olarak izleyici koltuğunda mısınız?”
Solyalı, hükümete İLO 87 ve 98 sayılı sözleşmeler çerçevesinde hatırlatmalarda bulunarak örgütlenme özgürlüğünün korunmamasının ihlal sayılacağını ifade etti. Devletin kamu teşvikleri, kamu ihaleleri ve diğer imkanlar üzerinden de yaptırım uygulayabileceğini söyledi.
Şirketin kamu kaynaklarından yararlanıyorsa bunun askıya alınabileceğini belirten Solyalı, “gitsin mahkemeye” diyerek yaptırım uygulanması gerektiğini savundu. Eğer mevcut yasal çerçeve yetersizse Meclis’in 19 gündür süren bu süreçte düzenleme yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Konuşmasının sonunda Solyalı, Ektam sürecinin yalnızca bir iş yeri meselesi olmadığını, bunun özel sektörde sendikalaşmanın geleceğini belirleyecek tarihsel bir eşik olduğunu vurguladı.





