Halkın Partisi Genel Başkanı, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof Dr Kudret Özersay, BRT Canlı Yayını’nda Levent Kutay’ın sorularını yanıtladı.
ABD’nin BM’yi adım adım devre dışı bırakmasını değerlendiren Özersay, Kıbrıs ile ilgili çarpıcı uyarılarda bulundu
Özersay, “ Dünyadaki güncel gelişme açıklamalara baktığımız zaman, eğer Kıbrıs’ta değişen bir durum yoktur, Birleşmiş Milletler’in Genel Sekreterinin burada temsilcisi vardır, müzakerelerin tekrar başlatılması yönünde çaba içerisindedir, Güvenlik Konseyi’ne BM Genel Sekreteri bir rapor sundu, o raporu kendi lehimize değiştirmeye, düzeltmeye falan çalışıyoruz gibi eski adet ve eski söylemler ile bu yeni durumu okumaya çalışırsak çok büyük bir yanılsama içerisinde oluruz” dedi
BM’nin bizzatihi kendi Genel Sekreterinin BM’nin büyük oranda sıkıntı içerisinde olduğunu ilan ettiğine dikkati çeken Özersay,
“Oysa biz Kıbrıs’ta sürecin BM Genel Sekreterinin ev sahipliğinde ve iyi niyet misyonu çerçevesinde ilerlediğini ya da ilerleyecekse, ancak öyle ilerleyeceğini biliyoruz. Bu resme baktığımız zaman, dünyadaki diğer problemlerde gücünü, etkisini, rolünü kaybeden bir Birleşmiş Milletler’in Genel Sekreterinin bu acı itirafları çerçevesinde BME Genel Sekreteri bizim buradaki sorunumuza bir çözüm bulacak ya da çözüm bulunmasında öncülük edecek diye beklemek biraz hayalperestlik olur. İki, BM Güvenlik Konseyi büyük oranda misyonunu tamamlamış durumda” diye konuştu
Özersay şöyle devam etti:
Pek çok uluslararası ve bölgesel çatışmayla ve sorunla ilgili olarak misyon üstlenemiyor, inisiyatif alamıyor. Dolayısıyla onun kendi içindeki denge de çökmüş durumda. Bugüne kadar anlam planlı süreçlerine ve diğerlerine baktığımızda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin rolünü hatırladığında bunda büyük bir değişim var. Birleşmiş Milletler’e mali anlamda katkıyı da azaltacaklar. Bu da BM barış gücü operasyonlarının tek çoğunun artık kapatılması veya daha da küçültülmesi sonucunu doğuracak. Şimdi bütün bunların Kıbrıs’ı etkilememesi diye bir şey söz konusu olabilir mi? Ya da mesela işte az önce Fikri Bey’in bahsettiği Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları orada dururken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir devlet olarak tanınması mümkün değildir. Demek artık ne kadar mümkün Allah aşkına? Yani bugün daha geçen aya kadar Somali’de Somaliland denilen yer bir devlet olarak kimse tarafından tanınmazken, Bir gece de İsrail tarafından tanınmaya başlandı.
Özersay yorumuna şöyle devam etti:
Yani ciddi bir yanılsamaya girmeyecekseniz eğer, bugün iki şeyi sormanız lazım. Bir, Avrupa Birliği dönem başkanlığını aldığı anda Kıbrıs, Rum lideri ortaya çıkan skandal video ile ki çok büyük bir ihtimalle arkasında Rusların olduğu anlaşılıyor. Çok ciddi şekilde yıpranmış durumdadır. Ve bu dünyadaki gelişmelerden bağımsız değildir. Rusya Federasyonu’nun gücünün ve etkisinin halen daha belli alanlarda devam ettiğinin göstergesidir. Ve ikincisi, ikinci sormamız gereken soru da şudur. Amerika Birleşik Devletleri, Rumlar zannediyorsa ki bugünkü dış politikasıyla ve yaklaşımlarıyla AB’nin üyesi olan Kıbrıslı Rumları yine de her şeye rağmen idare edecek diye düşünüyorlarsa ciddi bir yanılsama içerisindedirler onlar da. Çünkü Avrupa Birliği bugün köprüleri Amerika’da karşılıklı olarak atmaya doğru gidiyor. Bir örnek vereyim sana, AB içerisinde 2023 yılında yeni bir düzenleme yapıldı. Ve denildi ki bizi ticari yaptırımlar ile Avrupa Birliği’ni baskı altına almaya çalışan devletlere ve örgütlere karşı karşı baskıcı tedbirler alabiliriz diye bir düzenleme yaptı Avrupa Birliği.
Bunun için yaptı 2023’te Çin’e karşı yapmıştı. Ama yürüye koymamıştı. Şimdi bazuka modeli denilen bir yaptırım modeli Avrupa Birliği’nin yeni düzenlemesi bu.
Şimdi Fransa’nın teklifiyle bu bazuka yöntemini Amerika’ya karşı Avrupa Birliği yürümeye koysun mu diye değerlendiriyor. Bu %10 Greenland ile ilgili Amerikan tedbirine karşı karşı tedbir Avrupa Birliği’nin. Sevgili Levent şu soruyu soruyor muyuz kendi kendimize?
Avrupa Birliği Amerika’ya karşı bu tedbiri alırsa dönem başkanı Rumlar buna uymama şansına sahip mi? Uymama lüksleri var mı? Yok.
Peki Rumlar buna uyacaksa o zaman stratejik ortak olarak tarif ettikleri Amerika Birleşik Devletleri bizim ortağımızdır diye her hafta böbürlenerek geziyorlar ya. Bunu nasıl dengeleyecekler şimdi? Dolayısıyla tarih tekerrür ediyor.
Kıbrıs Rum siyasi liderliği kendine büyük gelen bir ceketi giymeye kalkıştı ve bunu yakında eğer süreç bu şekilde ilerlerse kafasına giyme ihtimali de çok yüksektir.



