Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, son dönemde uluslararası arenada yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, devletlerin tanınması ve toprak bütünlüğü konularında artık hukuki ilkelerden çok stratejik çıkarların belirleyici olduğunu vurguladı. Batı Sahra’dan Somali’ye, Ukrayna’dan Grönland’a uzanan örnekler üzerinden küresel siyasetteki yön değişimine dikkat çeken Özersay, “Dünya çok farklı bir yöne gidiyor; bu gidişatı doğru okuyamazsak yeni hayal kırıklıkları kaçınılmaz olur” ifadelerini kullandı.
Özersay’ın açıklamasının tamamı şöyle:
1- Afrika kıtasının bir ucunda (batı) Batı Sahra’nın ayrı self-determinasyon (kendi kaderini belirleme) hakkı BM tarafından da Afrika Birliği tarafından da genel olarak destekleniyor olmasına rağmen ABD ve İsrail Fas’ın TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE vurgu yaparak Batı Sahra’yı Fas topraklarının bir parçası olarak gördü, Batı Sahra’da bağımsızlık referandumunu bir ihtimal olmaktan adeta çıkardı. Bir yandan gübre için olmazsa olmaz olan FOSFAT DİPLOMASİSİ Afrika ülkelerini pozisyonlarını değiştirmeye itti, diğer yandansa İsrail’in ihtiyacı olan İBRAHİM ANLAŞMALARINA Fas’ın katılımı karşılığında ABD yönetiminin ve İsrail’in desteği alındı. Tanıma/tanımama kararı verilirken STRATEJİK NEDEN ağır bastı.
2- Afrika kıtasının bir diğer ucunda ise (boynuzunda), kıtanın doğusunda Kızıldeniz ve Suveyş kanalına giden en stratejik noktada yani Somali’de İsrail Fas’ta olanın AKSİNE Somali devletinin TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ yok sayarak SOMALI LAND’ı resmen tanıdı. 1960’ta bir devlet olarak ilan edilen ve (o tarihte dünyadaki BM üyesi devlet sayısı dikkate alındığında) çok sayıda devlet tarafından birkaç günlüğüne dahi olsa TANINMIŞ ve daha sonra Somali’ye (eski İtalyan sömürgesi) katılıp onunla birleşmiş olan Somali Land (eski İngiliz sömürgesi) aslında self-determinasyon hakkı açısından eli güçlü olmasına rağmen 1990’lı yıllardan bugüne kadar hiçbir devlet tarafından tanınmamıştı. Geçtiğimiz gün İsrail Somali Land’ı ayrı ve bağımsız bir devlet olarak TANIDI ve ABD’nin de yakında bu yönde adım atacağına inandığını duyurdu. Yemen’deki durum, Etyopya’nın denize çıkış konusundaki hamlesi, Türkiye’nin Somali’deki askeri üssü, Suveyş kanalının girişindeki konumu ve önemi, Müslüman bir ülkenin İsrail’i tanıması ve benzeri pek çok STRATEJİK GEREKÇE tanıma/tanımama kararında ağır bastı.
3- Bunlara dileyen Ukrayna ile şu anda ABD öncülüğünde devam eden TOPRAK TAVİZİ pazarlığını, yani Ukrayna’nın TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ’nün yok sayılıyor olmasını; ABD’nin Danimarka’dan göstere göstere Grönland bölgesini talep ediyor olmasını ve Danimarka’nın TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ YOK SAYIYOR OLMASINI; Panama Kanalı konusundaki ABD taleplerini ve DAHA BAŞKA ÖRNEKLERİ de ekleyebilir.
Uluslararası politikada GİDİŞAT devletlerin tanınması/tanınmaması konusunun
— uluslararası hukukun temel İLKELERİ ve DEĞERLERİ ile;
— veya TUTARLILIKLA,
— ya da bazı duygusal ve naif referanslarla
değil STRATEJİK temelde ÇIKARLAR esas alınarak şekillendiğini net şekilde gösteriyor.
Dünyada gidişat böyleyken bizim buralarda AYNI EZBERLERİ SÜRDÜRÜP akıntıya kürek olanları ve olabilecekleri çekerek okumaya çalışmak ciddi bir yanılsama olur. Dünya çok farklı bir yöne doğru ilerliyor, bunu doğru okuyamazsak yakında yeni hayal kırıklıklarını yaşarız.





